
When you hear hoofbeats…
Okuduğum hiçbir kitaptan bu kadar etkilendiğimi hatırlamıyorum. Hayatımda yaşadığım sorunları bu kadar özünden kavrayan, bu kadar basit çözümler getiren, bu kadar samimi ve gerçekçi bir kitaba rastlamadım. When You Hear Hoofbeats Think of a Zebra, hep sıradan hayatınıza, alıştığınız tepkilere kanmayın deyip insanı uyandıran bir kitap. Her toynak sesi ille de attan gelmeyebilir, her gün ille de aynı olmak zorunda değil. Her sabah kalktığınızda uyandığınız için şükretmeye, bir güne daha uyanabildiğinize sevinerek uyanmayı deneyin diye tavsiyelerde bulunuyor yazarı. Bu kadar basit şeylerden tutun da manevi hayata dair tavsiyelere kadar değerli bilgiler sunan bir kitap. En etkili yanı da, en azından beni en çok etkileyen tarafı, samimiyeti.
Hani bir hikâye anlatırlar, muhakkak meşhur zatlar vardır- şimdi hatırlamıyorum isimlerini, google’a da bakamam-ama hikâye şöyle: bir türlü iyileşemeyen bir çocuğu vaktin en iyi hekimine götürürler. Hekim çocuğa bakıp, kırk gün sonra getirin, der. Kırk gün sonra gittiklerinde hekim sadece, çocuğa artık bal yedirmeyin, der. Tabii, tepkiler ağır olur, niye daha önce söylemedin madem bu kadar basitti çare, diye. Hekim de, siz gelmeden biraz önce bal yemiştim, yaptığım bir şeyi başkasına yapma diye tembihleseydim faydası olmazdı, diye açıklama yapar.
Bir gıdanın, malumunuz, vücudu terk etmesi kırk gün sürer. Hekim de bu süre boyunca bal yemeyip tedavinin etkili olmasını istemiş. Doğrudur, yanlıştır, hikâyedir ama yapmadığını yap diye tembihleyenlerin tavsiyeleri işe yaramaz kanımca. Shems Friedlander’in tavsiyeleri, gün boyu düşündüren cümleleri beni çok etkiledi. Bir batılının gözüyle İslam tecrübesi, farkındalık, huzurda olma hissi benim için çok değerli. Çünkü ne de olsa benim kafa da batılı ve bazı Türk romantik, duygusal yaklaşımlara hiç yatkın değilimdir. Shems Friedlander’in anlattığı şeyler soyut ve aşırı duygusal olmamasına rağmen meseleyi gerçekten ümüğünden yakalayıp en can alıcı noktalara değiniyor. Bütün bunlar bin tarafa bölünmenin, boş işlerle çok oyalanmanın, çok işim var deyip hiçbirine el atmamanın yükünün altında ezilirken ilaç gibi geldi.
Ne söylüyor peki? İnsan bazen hayatının, kendinin envanterini çıkarması lazım diyor. Bunun için de dükkânı kapatmak gerekir. Birkaç gün kendinle kalmak gerekir diye tavsiye ediyor. Gerçekten hayatına bakıp lazım olanları alıp, boşuna yoran şeylerden kurutulmak gerekir diyor. Bilgi tek başına hiçbir işe yaramaz. Bildiğinle amel etmek gerekir ki o bilgiler bir şeyi hakkıyla “bilmeye” devşirilsin. Peygamber Efendimizin de buyurduğu gibi: Bildiğiyle amel edene Allah bilmediğini de öğretir.
Bu aralar çok dağıldığımı, çok fazla boş işle meşgul olduğumu fark ettim. Gerçekten yapmam gereken işler aksıyor, aslında önemsiz olup ama benim bir şekilde önemli bir yere oturttuğum şeylerle bilgisayar tabiriyle system tray’de boşuna yer işgal ettiğini fark ediyorum. Bu sadece iş hayatım veya biriken çeviriler ve diğer işler için geçerli değil. İşin dışındaki hayatımda da çok fazla tilkinin birbirlerini gereksiz yere kovaladıklarını fark ediyorum. Kafamda gereksiz endişeler, vehimler, hiç olmayacak şeylere dair “ya olursa” senaryoları. Bunlar beni gereksiz yere yorup, kafamın boş şeylerle meşgulmüş gibi gereğinden fazla dolmasına, dolayısıyla da yorgun hissetmeme sebep oluyor. Bu kitap beni kendime getiriyor. Dindiriyor…
Dinmeye niyet ettim. Ameller de niyetlere göreyse, Rabbim sadrımızı genişletsin, sonumuzu hayretsin…
2 yorum:
Kitap sana ilaç gibi gelmiş,yazın da bana öyle geldi. Beni bilirsin hayatımın iplerini sanki avucumda tutuyormuşum sanırım, hep kontrol hep kontrol...Ama hayat muzip bir çocuk gibi hep ipe sapa yaramaz sorunları önüme atıveriyor,eh sonra gelsin vehimler,senaryolar...ve geçsin zaman,kopsun kayış...Bol güneşli,bol sıcaklı bir havanın ardından şimdi birden gök gürleyip yağmurunu sokakta oynayan çocukların tam tepesine indiren Salzburg'dan sevgiler...ps:tatil:)oh oh kız kıza takılcaksınız hem de,have fun!
sana ne demek lazım şimdi bilemedim zoraida desem olmaz faldaki kız mı diicez :) vlla kitap beni nadir etkileyenlerden.. bana genelde çarpar döner bu tarz konular... tatil de iyi geldi valla.. kız kıza iyi gidiyor şimdilik.. büyümüş benim kızlarım onu farkediyorum:)) salzburg da ne güzeldir bu mevsimde masaldan fırlamış gibi.. keyfini çıkar.. özledik bea...
Yorum Gönder