Cuma, Şubat 18, 2011

Musafir






Üç hafta boyunca annemi ağırladık ve geçtiğimiz hafta sonu yolcu ettik. Peki, annemin bizde olması ne demek?

Her gün evde ev yemeği pişmesi demek. Defne’nin prensesler gibi bakılması bütün yemeklerinin tepside televizyon önüne sunulması demek. Salonun ortasında oyun çadırı demek. Saat başı atıştırmalıklar, meyve tabakları, en sevdiği yemekler demek.

Evde en ufak çamaşırın bile özenle katlanması, toparlanması demek. Alındığından beri ütü görmemiş kıyafetlerin jilet gibi ütülenmesi demek. Evin üç haftada bir değil de, iki günde bir paklanması, Defne’nin odasının bile sürekli toplu olması demek.

Gece lafa dalıp ancak on ikide yatmak demek. İlk defa annemle normal konuşabilmek demek. Eleştirilmeden, tedirgin olmadan, buyruklar, sabit fikirler, ben onun Cemaziyelevvel’ini bilirim’ler olmadan…

Bu üç hafta bende en çok on beş yıldır ilk defa annemle bu kadar güzel vakit geçirdiğimiz için tesir bıraktı sanırım. Annem kendini gerçekten çok tuttu bazı zamanlarda yorum yapmamak için ve bunu görmek beni çok şaşırttı. Normalde çok eleştiren, hiçbir şeyi beğenmeyen, bence bu çok yanlıştır lafını kolaylıkla ve sıkça kullanan biri iken bu gerçekten de çok büyük bir ilerlemeydi. Nihayet şunu da duydum ya: Çocuklar anne- babalarının hayatlarını yaşamak zorunda değiller- artık ölsem de gam yemem:)

Velhasıl, çok güzeldi ve ayrılık da pişmanlıklarla dolu olmadığı için çok daha kolaydı. İçimizden, oh be nihayet evlerimize, düzenimize döneceğiz, demeden, ulan ne olurdu da güzel geçinseydik diye hayıflanmadan ayrıldık çok şükür. Allah kavuştursun…


not: şu yukardaki çiçeklerden (yanılmıyorsam çuha çiçeği olması lazım) bizim bahçede baharda hep olur. hatta ilk onlar açar.. alakasız durmasın dedim :)

0 yorum: