Pazartesi, Ekim 18, 2010

Sarsak…



Geçtiğimiz hafta öyle ufak bir olayla raylarımdan çıktım ki kendim bile şaştım kaldım. Olay çok sıradan aslında. Gece saat 22’de gelen bir telefon. Bu kadar. Telefona da bakmadım üstelik. Sadece bir çağrı kaçırdım.

Şimdi üç gün öncesine gidelim :).. (kabul ediyorum fazla dizi seyrediyorum bu aralar ama bunun hiç bekleyen koccca bir çevirimin olmasıyla alakası yok)…

Telefon yengemden geldi. Yengem beni aramaz. Hiçbir zaman. Çünkü memlekette ve öyle bir muhabbetimiz yok. Tek özelliği annemlerin yan kapı komşusu olması. Çağrısını yarım saat sonra fark ettim. Aradım hemen, tabii. Telefon çalarken bin tane senaryo geçti aklımdan. Ne dese beğenirsiniz? Bizim kız yanlışlıkla basmış telefona seni aramış. E insanoğlu bir mesaj atar, kusura bakma kazara oldu der değil mi? Mutfağın ortasına çöktüm sadece.

Şimdi 15 sene öncesine gitsek, çocukluğuma dönsek hiçbir psikiyatr koltuğunun kaldıramayacağı kadar analiz var bu işin içinde. Savaştan girer, asker yolu beklemekten çıkarız. Ona bir de on beş sene burada yaşamamı ekleyin, alın size su katılmamış psikopat tablosu. Üstelik bu olaydan iki gün sonrasının da babamın doğum gününe denk gelmesi falan…

Aklımda hep bir görüntü var savaştan kalan. O da babamın bizim evin yokuşundan inerken sırtındaki ağır çantanın yakasını çekmesidir. Gider, on, bilemedin on beş gün cephede kalır sonra da gelirdi. Hayatımız iki üç günlük normal hayattan ve onların arasındaki on, on beş günlük beklemelerden ibaretti sanki.

İşte bütün bunları bana tekrar yaşatan, benim bile bilmediğim yerlerden bohçalardan çıkartan kaçırılmış bir çağrı oldu. Bir gün midem ağrıdı, ertesi gün de migrenim tuttu. Ne kadar çok çözülmemiş, demlenmemiş, hala içten içe çalkalanan meselem varmış ona aydım aslında..

2 yorum:

EKMEKÇİKIZ dedi ki...

Çözülmemiş mesele olmaz mı? :(
Neler yaşamışsınız, şu iki paragraflık yazıdan bile fışkırıyor, adeta!
Zamanla, yavaş yavaş, belki yazarsan?...

Lilium Bosniacum dedi ki...

:)) bakalım cesaret, zaman ister.proje olarak hep aklımda aslında... bakalım...