sonbahar...

Biraz da nostalji olsun...geçen yılın sonbaharından...

Omzunda anne yadigarı şalıyla pek bir şıktı. Her püskülünde minik bir zil adımlarına eşlik etti. Topukları yağmurun ritmine uygun çınladı parlak kaldırımda. Çamur eteğinin desenine karışmıştı çoktan, aldırmadı. Hafif naftalin kokan palto tam kararında ısıtıyordu. Ne soğuğu unutturacak, ne de sıcaktan bunaltacak kadar. Bu akşam balkabağı tatlısı pişirmeli, diye düşündü. Kışa da hazırlık olur hem. Evine mevsimler yemeklerle gelirdi. Sonbahar kuru ile pilavı raftan indirmişti çoktan. Camlar buğulanır, ev çocukluğu kokardı. Belki de sırf bu yüzden severdi annesinden yapmayı öğrendiği yemekleri. Derin bir nefes alıp verdi, gözü buharın az önce kaybolduğu yere daldı… Hoş geldin sonbahar…

Sonbahar...




Bugün yazacağım, yarın yazacağım derken aylar geçti... zaman kadar yanıltıcı bir şey yok zaten. Aylar geçti ama çok da fazla bir şey olmadı. Yaz tatili bitti, okul başladı, yeni öğrencilerin adları ezberlendi bile. Onlar bize biz onlara alışıyoruz yavaş yavaş. You’ve Got Mail filminin sonbaharını çok severim. Tom Hanks orda diyor ya ucu açılmış kalem buketleri hediye edesim var diye... daha güzel bi şey yoktur zaten sonbaharda kırtasiye malzemesi stoklamaktan başka. Beni bıraksanız her gün kırtasiyeye gider cicili bicili bir şeyler alırım.
Okulun başlamış olması haricinde bir de devam eden hamilelik durumu var ki 25 hafta oldu bile. Böyle nonchalant bir şekilde anons edeyim dedim. Aslında eski yazılardan birinde (blog defalarca silinip kurulduğundan link veremem) demiştim burayı sayaçlarla resimlerle donatacam diye ama içimden gelmedi nedense. Bulduğum sayaçta da bebek bi balonun içinde, simsiyah bi sayaç, içim karardı. Ben sayıyom zaten. İyi gidiyor şimdilik (tahtaya tık tık) Allah nazardan saklasın. Çalışmak iyi oluyor çünkü insan yorulunca kendini dinleyecek pek fırsatı olmuyor- haliyle iyi gidiyor. Öbür türlü yok oram tutuldu, yok buram kaşındı, şuram acıdı derken ömür geçmiyordu. Ben bir de mızıldanmaya çok meyilli biri olarak ne kadar meşgul olursam etraf o kadar huzurlu oluyor.
Yeni düzenle beraber yeni telaşlar da eklendi tabii. Bebişin yatağı geldi bile. Amerikan bezleri hazır. Kızımın eskilerinden atmaya veya dağıtmaya kıyamadıklarım yıkandı paklandı istiflendi. Havuzlu Han keşfine gidildi, hayran kalındı, fiyat listesi çıkarıldı. Acun bana 500.000 TL verse soluğu nerde alacağımı biliyorum artık. Muhteşem bir yer.
Bebeğin cinsiyeti daha kesin değil ama doktor şimdilik kız diyor. Benim pek tercihim yok açıkçası. Kızıma kız kardeş de isterim ama. Hiç de fena olmaz. Defne’yi de sekizinci aydan sonra öğrenmiştik. O zamana kadar cinsiyetini görememişti doktor. Neyse, beni bırakırsanız ben böyle günlerce anlatırım.
Sonbahar geldi çok şükür, yarın kampüse fotoğraf makinesi getirmeli burdaki ağaçların muhteşem sonbahar süslerini çekmeli... sonra da buraya koymalı. Öyle işte...

Bu havada Andrea Bocelli iyi gidiyor nedense...